Aldanış, yanlış yapmakla değil; iyi olduğunu sanmakla başlar.
Gazali bu sessizliği çok erken fark eder ve açıkça söyler:
"İnsanların çoğu kendilerini aldatırlar; hallerinin iyi olduğunu zannederler:
"İnsanların çoğu kendilerini aldatırlar; hallerinin iyi olduğunu zannederler:
İnsan kendini kandırırken fark edilmemeyi değil, kendine inanmayı hedefler. Bu yüzden aldanış sessizdir.
İnsan Kendini Nasıl Aldatır?
Gazali bu soruyu başkalarını suçlamak için değil, insanın kendi iç düzenini anlamak için sorar. Çünkü ona göre aldanış, dışarıdan gelen bir tuzak değil; çoğu zaman içeride kurulan bir düzendir.
Gazali bu soruyu başkalarını suçlamak için değil, insanın kendi iç düzenini anlamak için sorar. Çünkü ona göre aldanış, dışarıdan gelen bir tuzak değil; çoğu zaman içeride kurulan bir düzendir.
Gazali'nin asıl uyarısı da bu dur: Hakikat insanı yormuyorsa, büyük ihtimalle henüz hakikatle karşılaşmamıştır.
Rahatlık, çoğu zaman gafletin hediyesidir. Hakikat ise bu hediyeyi geri alır.
Hakikat insanı olduğu yerde tutmak için değil; yerini sorgulatmak için vardır.
Hakikate ulaşanların yolu kalabalık değildir.
Gazaliye göre hakikat insanı yalnızlaştırabilir. Çünkü herkes aynı anda uyanmaz. Hakikatle yüzleşen insan, çoğu zaman çoğunluğun konforundan çıkar. Bu çıkış, insana yalnızlık hissi verebilir.
Hakikat sonuç vermez, süreç ister. İnsan çoğu zaman hızlı çözümler arar.
İnsan, doğru yolda olduğunu düşünerek rahatlar. Hakikat bu rahatlığı sorgular. "Doğru sandığın şey gerçekten doğru mu?" sorusu, insanın ayağının altındaki zemini oynatır. Bu yüzden hakikat, güvenli alanları sevmez. Güvenli alanlar yıkıldığında insan bunu kayıp gibi yaşar. Gazalinin sertliği burada ortaya çıkar; çünkü hakikat, insanı okşamak için değil uyandırmak için vardır.
Hakikat, alışılanı bozar; bozulmadan uyanıklık olmaz.
Bir başka sebep, hakikatin alışkanlıkları bozmasıdır İnsan, hayatını belli bir düzen içinde sürdürür; bu düzen çoğu zaman sorgulanmadan devam eder. Gazaliye göre gaflet,bu düzenin sessiz koruyucusudur. Hakikat ortaya çıktığında, bu koruma kalkar. Alışkanlıklar anlamsızlaşır, rahatlık sorgulanır. İnsan bu sarsıntıyı huzur kaybı olarak yaşar. Oysa burada kaybolan huzur değil; alışkanlık konforudur.
mazeretler daralır, hikâyeler çöker. Hakikat, insanı kendine karşı savunmasız bırakır.
Gazali'nin şu tespiti bu savunmasızlığı çok iyi anlatır:
"Kişi kendini tanıdığında, artik mazeret bulamaz.
"Kişi kendini tanıdığında, artik mazeret bulamaz.
Hakikat insanın niyetini açığa çıkarır. Gazali'ye göre insan, yaptığı şeylerden değil; yaptığı şeylerin sorgulanmasından huzursuz olur.
hakikat, rahatlatmak yerine rahatsız eder.
Gazali bu kaçışı açıkça dile getirir:
"İnsanlar hakikatten kaçmazlar; hakikatin gerektirdiği sorumluluktan kaçarlar.
Gazali bu kaçışı açıkça dile getirir:
"İnsanlar hakikatten kaçmazlar; hakikatin gerektirdiği sorumluluktan kaçarlar.
Alışılmış gerekçeleri, ertelenmiş doğruları, kendini temize çıkaran cümleleri dağıtır.
Bilgi, insanı sakinlestirebilir; çünkü insan bildiğini sandığında güvende hisseder. Hakikat ise bu güveni bozar.
Gazali'ye göre insan, hakikati çoğunlukla bilgi olarak ister; fakat hakikat, bilgi olmanın ötesinde bir yüzleşme talep eder.