böylece bugünkü yükten kurtulur, ama sorumluluktan vazgeçtiğini fark etmez Erteleme, burada bir plan değil; bir şey
Gazali bugün hâlâ rahatsız edicidir. Çünkü bizi bir taraf seçmeye zorlamaz; sorumluluk almaya zorlar. "Ne biliyorsun?" sorusuyla yetinmez Bildiklerin seni neye dönüştürdü?" sorusunu sorar.
Akıl yolu tarif eder; kalp o yolda niçin yüründüğünü belirler.
Kalpsiz akıl kuru bir ustalık üretir; akılsız kalp ise savrulmaya açıktır.
bazı alanlarda hükmü askıda bırakmak, cehalet değil, olgunluktur.
insanı kurtaran şey, ne kadar bildiği değil; bildiğinin onda ne yaptığıdır.
İnsan, hakikati savunabilir ama ona yönelmemiş olabilir. Gazali'nin rahatsızlığı tam da bu kopuştadır. Bilginin amele dönüşmediği yerde, bilgi bir yük haline gelir. Bu yüzden kalp ilmi sıradan bir bilgi alanı değildir: "Kalp ilmi, herkesin öğrenmesi gereken farz-ı ayın bir ilimdir.
Akıl doğruyu bulabilir; fakat doğruyla yaşamak başka bir şeydir.
Gazali'nin dilinde kalp, bilginin anlam kazandığı yerdir. Bu yüzden kalbi, "suretin ve işlerin hakikatinin kendisinde görüldüğü bir ayna" olarak tanımlar. Bilgi, bu aynaya düşmediğinde dışarıda kalır; zihinde dolaşır ama insanı dönüştürmez.
Gazali'nin dilinde kalp, bilginin anlam kazandığı yerdir.
Akıl ile kalp arasında bir kavga yoktur; asıl mesele, hangisinin nerede durduğudur.
Bazı şeyler açıklanmak için değil, yerinde bırakılmak için vardır. Susmak, bu yerin farkına varmaktır.
Akıl, kapıya kadar götürür; içeri girmek başka bir şeydir.
Gazali için aklın susması gereken yer vardır. Ama bu yer, bilgisizliğin başladığı yer değildir. Bu yer, bilginin ağırlaştığı yerdir.
Nitekim: "Akıll kimse, aklın durması gereken yerde durmasını bilendir.
Gazali'ye göre susma, aklın dışlanması değil; aklın yeniden ayarlanmasıdır. Akıl konuşur ama her konuda değil. Tartışır ama her hükümde değil. Hesaplar ama her anlamda değil. Bu ölçü kaybolduğunda akıl kendini tüketir. Susma, aklın nefes aldığı yerdir.
Akla güvenip onunla yetinen kimse, yolun yarısında kalır.
Akıl kendine güvenmeye başladığında, sorgulama zayıflar.
Aklın susması gereken bir diğer yer, insanın kendini mutlak doğru konumuna yerleştirdiği andır.