Aklın aczi, hakikatin inkârı değildir; bilakis hakikatin büyüklüğündendir
Gazali, "Akıl, kendisini yeterli gördüğü anda, en büyük engeline dönüşür"uyarısını yapar.
Susmak, burada cehalet değil; haddini bilmektir.
Gazali için metafiziğin kendisi değil; metafizikte zorunluluk iddiasıdır. Tanrı, varlık, kader ve nihai anlam gibi meselelerde akıl sorular üretebilir; fakat mutlak hükümler veremez. Çünkü: "Akıl bir terazidir; fakat her şey bu teraziyle tartılamaz.
Akıl, kendi yöntemleriyle çözemeyeceği alanlara girip de kesin konuşmaya başladığında zayıflar.
Akıl, yol gösterir; fakat her hakikati kuşatamaz" derken, aklın işlevini inkâr etmez; haddini belirler. Sorun, bu gücün her alana taşınmak istenmesidir.
Gazali aklı reddetmez. Aksine, onu insanın en güvenilir araçlarından biri olarak görür. Mantıkta, matematikte ve düzenli çıkarımlarda aklın gücünü teslim eder.
Susmak burada bir yenilgi değil, bir idraktir.
Nitekim Gazali, "Akıl, kendisine mahsus alanda hüküm verir; fakat kendi alanını aşmaya kalktığında yanılır" diyerek bu sınırı açıkça çizer.
Aklın Susması Gereken Yer Var mı?
Gazali aklı susturmaya çalışan bir isim değildir; aklı korumaya çalışan bir isimdir. Çünkü ona göre akıl, her yerde konuşabildiğini sandığı anda zayıflamaya başlar. Aklın değeri, sınır tanımamasında değil; nerede duracağını bilmesindedir.
Gazali aklı susturmaya çalışan bir isim değildir; aklı korumaya çalışan bir isimdir. Çünkü ona göre akıl, her yerde konuşabildiğini sandığı anda zayıflamaya başlar. Aklın değeri, sınır tanımamasında değil; nerede duracağını bilmesindedir.
Gazali'nin sorusu tam burada keskinleşir: Taşıdıkların seni ayakta mu tutuyor, yoksa seni yavaş yavaş yere mi çekiyor?
Fazlalık, bir şeyin insanı taşıması gerekirken insanı taşımaya başlamasıyla başlar.
Gazali'ye göre fazlalık, insanı kendine karşı körleştirir. İnsan fazlalık içinde yaşarken ölçüyü kaybettiğini fark etmez. Çünkü ölçü, sadeleşince görünür. Fazlalık ölçüyü örter.
Gazali'nin bu noktadaki hassasiyeti nettir: "Mal ve rütbe sevgisi, suyun sebzeleri bitirdiği gibi kalpte nifak bitirir.
İnsan sahip olduklarıyla değil; onlarsız kaldığında verdiği tepkiyle ölçülür.
İnsan taşıdıklarını taşıdığını fark etmediği sürece sorun görmez.
Fazlalık, kanaatin kaybolduğu yerde başlar.
Gazalỉ'nin kanaat vurgusu burada anlam kazanır:
"Az ile yetinmek demek olan kanaat, Allah-ü Teâlâ'nn bir mevhibesi ve özel bir nimetidir.
"Az ile yetinmek demek olan kanaat, Allah-ü Teâlâ'nn bir mevhibesi ve özel bir nimetidir.
Çünkü insan fazlalığı çoğu zaman gerekçeyle örter.
İnsan bir şeye ihtiyaç duyduğunu sanır, ama aslında alışkanlığını, korkusunu ya da beklentisini besler.