İnsan alışkanlıkla yaşadığında enerji harcamaz; niyetler sorgulanmaz, sözler tartılmaz, yön kendiliğinden belirlenir.
Yaşarken uyanık kalmak, bu yüzden ağır bir iştir.
İnsanlar uykudadır; öldüklerinde uyanırlar
Gazali, insanın en kolay yanıldığı halin farkında olmadan yaşamak olduğunu söyler.
Hayatın akışına kendini bırakan insan, taşıdığını fark etmez. Uyanıklık başladığında ise yük görünür hale gelir. Rahatlık tam bu noktada bozulur.
Uyanıklık Neden Yorucudur?
Uyanıklığın yorucu oluşu, insana yeni bir yük bindirmesinden değil; var olan yükü artık saklayamamasından kaynaklanır.
Uyanıklığın yorucu oluşu, insana yeni bir yük bindirmesinden değil; var olan yükü artık saklayamamasından kaynaklanır.
Gazali'nin hatırlattığı şey basittir: İnsan, her konuşabildiğinde değil; konuşmamayı seçebildiğinde olgunlaşır.
Bu yüzden susmak zayıflık değildir. Doğru yerde susmak, insanın söz üzerindeki hâkimiyetini gösterir.
Konuşmak herkesin yapabildiği bir iştir; ama susmak, sözün değerini bilenlerin tercihidir.
Susmak, insanı içe döndürür; ama bu içedönüş kopuş değil, fark ediştir.
Sürekli konuşan insan, kendini duyar; susan insan, başkasını ve kendini duymaya başlar.
Konuşamamak başka, konuşmamayı seçmek başkadır.
Susmak, bilgisizlik göstergesi de değildir.
Aksine bazen bilginin ağırlığını taşımaktır.
Aksine bazen bilginin ağırlığını taşımaktır.
Gazali bu yüzden, çok konuşmanın kalbi yorduğunu hatırlatır: "Çok konuşmak kalbi öldürür.
Susmanın gerekli olduğu bir başka hal, insanın kendini tartamadığı anlardır.
Çünkü söz bazen doğruyu taşıyamaz. Gazali'nin bu noktadaki uyarısı nettir: "Nice sözler vardır ki, kişiyi helake götürür.
Söz, muhatabını incitecek, karıştıracak ya da yanlış anlaşılmaya yol açacaksa, susmak daha yerinde olabilir. Bu, hakikatten kaçmak değildir hakikati ziyan etmemektir.
Gazali susmayı, her doğruyu söylememekle de ilişkilendirir. Doğru olmak, her doğrunun her yerde söylenmesini gerektirmez.
Susmak kolay olmadığı için değerlidir.